|
Basın, yayın kuruluşlarının, eğitim kurumlarının, özel
sektörün, kamu sektörünün, dernek ve vakıfların, meslek odalarının,
belediyelerin ve Türkçeyi seven herkesin Türkçeye sahip çıkacağını biliyoruz.
Ürünlere verilen yabancı isim, o yabancı ülke ve dilin
bedavadan reklamını yapar. Dünyada nitelikli Türk ürünlerinin bulunduğu
düşüncesinin oluşmasını ve Türk markalarının dünyaya açılmasını engeller.
Dünyada tanınan her Türkçe isimli ürün yeni bir Türk ürününe öncülük
eder ve tanınmasına yardımcı olur.
Üstelik, siz yabancı bir isimle ürününüzü pazarladığınızda
yabancı ülkelerdeki rakiplerinize dolaylı da olsa yardım etmiş olursunuz.
Oysa, Türkçe ile dünyaya açılan şirketler, diğer Türk
şirketlerine de dolaylı olarak yarar sağlar, Türk ekonomisinin gelişmesine
katkıda bulunur.
Dünyada bir küreselleşme eğilimi olmasına karşın Batı
ülkeleri her zaman dil konusunda son derece tutucu davranmakta ve Küreselleşme
yolunda ilerlerken kendi dilleri ile ilgili yasaları çıkartmakta da
geri kalmazlar. Söz konusu bu ülkelerin ürünlerine yabancı isimler verilmez.
Bu ülkelerin tabelalarında yabancı sözcükleri bulamazsınız. Batı ülkeleri
ve vatandaşları kendi dillerine büyük özen gösterirler.
Türkiyede ise son yıllarda büyük bir hızla, Türk olmalarına
ve üstelik kanunları ve yasaları çiğnemek pahasına, yabancı ad kullanan işyerlerinin sayısı artıyor.
TürkCAN olarak bu durumu onaylamıyoruz.
Yabancı adla ürün pazarlayan ve kullanan şirketler, haksız
rekabet etmiş oluyor, ayrıca tüketicilerde yanlış kanılar uyandırarak
toplumu bir bakıma yanıltıyorlar.
Türkiye ticarette de dünyada saygın bir yer edinmek istiyorsa
öncelikle ürünlerini isimlendirirken Türkçeden yararlanmalı ve onları
diğer ülkelere tanıtarak öz güvenini artırmalıdır.
Dünya ekonomisinde yer edinmenin tek yolu budur.
|